• EBRU ERİGÜR

Depresyondan Önce Son Çıkış

Senede 3-4 kere yazdığım bloguma hoş geldiniz. Nihayet evden çıkıp yeni bir yerler gördüm de şuraya oturup yazmama vesile oldu.


Koronaydı, eve kapanmasıydı - açılmasıydı, tedbiriydi derken bence herkes bi' ufak sıyırdı. En azından ben biraz sıyırdım. Mart 2020' den bu yana içimde bastırılmış bütün hisler, duygular ve can sıkıntısı son bir buçuk ayda baş gösterdi. Guguklu saatin içinden aniden ve sürekli fırlayan kuş misali geliyorum demeye başladı. Yaptığım hiçbir şeyden zevk almamaya başladım. Her gün aynı rutinden darlandım. Sabah kalk bilgisayarın başına otur, toplantını yap, hedefler, satış yapma zorunluluğu, sürekli stres, stresi boşaltacak bir nefes alma boşluğunun olmayışı, sürekli evde olma hali derken baktım ki benim 1,5 sene önce arkasından el sallayarak gönderdiğim sevgili minik depresyonum halay çekmek suretiyle zılgıtlar eşliğinde bana doğru geliyor. Hemen sezdim tabii durumu acil aksiyon planı yaptım. Öncelik meditasyona ağırlık vermek oldu. Ama o kadar yapamadım ki tebdili mekânda ferahlık vardır sözünden yola çıkarak normalde Eylül gibi kullanacağım yıllık iznimi ani ama aslında hiç de ani olmayan bir kararla öne çektim. Zaten ya şimdi çıkacaktım ya maksimum 1 ay sonra antidepresana başlayacaktım. Halet-i ruhiyem onu işaret ediyordu.


Tarihleri ayarladım, kalacak yerleri ayarladım, kardeşimi de yanıma aldım ve bastım gittim. Neler yaptım neler! Arabayla ilk uzun ve zorlu yolculuğumu tek şoför olarak yaptım. Hatta o kadar zorlu ki sağanak yağmurlu ve bol virajlı. İlk uzun yol için Marmaris ve hatta Datça biraz iddialı oldu. Ama tanıyanlar bilir ki iddialı olmayı severiz! Daha önce hiç gitmediğim yerlere gittim. Çok güzel insanlarla tanıştım. Bol bol -iş dışında- sohbetler ettim. Nefes kesen manzaraları seyrettim. Türkiye'nin en güzel iki koyunu gözlerimle gördüm. İlk defa kanoya bindim. Karaya oturdum. Yeni tatlar deneyimledim. Dağa çıkıp kekik topladım. Biraz rüzgâr yedim. Berrak ve buz gibi suya girdim. Doğa yürüyüşü yaptım. Leyleği havada gördüm. Bir civcivi annesinin gözünün önünde elime alıp aynı hızla geri bıraktım. :) Kapkaranlık bir ortamda gökyüzünü izlerken dilek tutup bir sürü yıldız kaydırdım. Öyle muhteşem bir duygu ki gerçekten anlatılmaz yaşanır. Yıldızları seyrederek uyudum. Güneş ışığıyla eeh piştim diyerek uyandım. Denize karşı duble kahveler içtim. Gece kapkaranlık bir ortamda asırlık çınar ağaçlarının altında sinema izledim. Sonra ne mi oldu? Tatil bitti :( Marmaris' ten her dönüşümüzde babama ağlardım beni burada bıraaak, dönmek istemiyorum diye. Şimdi ağlayacak kimse de yoktu tıpış tıpış döndüm. Kaç para hocam buralarda yaşamak diye sordum. Çok para :( Loto falan çıkması lazım anca öyle. Bu zamanda loto da çıkmıyor zaten o hayaller de boş. Ya da kaldığımız pansiyonun sahibesi Sevgin abla dedi ki buralardan damat bulacaksın! Dedim o iş olmaz geç kaldık :) Şu saatten sonra olursa anca meditasyonla olur o iş dedim. Ben meditasyona devam...


Bir haftalık tatili ikiye böldüm. Gittiğimiz iki yer de ilk defa gittiğimiz yerlerdi. Ama öyle bir denk geldi ki çok memnun ayrıldık gittiğimiz yerlerden. Bundan sonra iki ayrı yazı gelecek biri Mesudiye Köyü Ovabükü Hoppala Pansiyon :), diğeri Club Amazon Bördübet. Gittiğim yerlerle ilgili birkaç arkadaşım/ büyüğüm sorular sordu. Olabildiğince cevaplamaya çalıştım ama yazılarda daha detaylı bilgi vermeyi umuyorum. Datça zaten muhteşem bir yer. Gittim beğenmedim diyen yoktur herhalde. Diyorsa da bir b*ktan çakmıyordur. Direkt ilişiği kesin. Bu arada Datça derken bahsettiğim yerler Datça merkez değil daha ilerileri. Datça merkezden beklenti içinde olmak hayal kırıklığına sebebiyet verir. Haziran başıyla güzel bir başlangıç yaptık. Umarım senenin yarısından sonrası bol gezmeli ve yeni şeyler deneyimlemeli bir şekilde devam eder.



87 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör